Dünya enerji haritası yeniden çiziliyor…

Image: www.online.wsj.com

Aralık-2011 / ABD 2011 yılını tam 62 yıl sonra ilk defa net petrol ürünleri ihracatçısı olarak tamamlıyor. 1949 yılından beri ilk defa bu payeye sahip olan ABD’nin bu konumunu sağlamlaştırarak koruyacağı ve hatta temel bazı dinamiklerle desteklemesi durumunda da 2020 yılına gelindiğinde enerji piyasasının rakipsiz lideri olabileceği iddia ediliyor.

ABD’nin 1950 yılında enerji açığı oluşmuş, 1960’lı yıllarda yurtdışındaki petrol kaynaklarına bağımlılığı epeyce artmış, 1973 yılındaki petrol kriziyle birlikte tavan yapan petrol ithalatı 1980-90 yıllarında biraz gerilese de 1990’lı yılların ortalarında yeniden yükseldikten sonra son 2000’li yılların ortasında tekrar düşüş göstermiştir. 2011 yılının ilk dokuz ayında jet yakıtından dizele kadar geniş bir yelpazede petrol ürünü ihraç eden ABD, 753.4 milyon varil petrol ürünü ihracına karşılık 689.4 milyon varil ham petrol ithal etmiştir. Yani hala ithal ham petrole bağımlı olmakla beraber, yarım asırdır dünya enerji kaynaklarını bir kara delik gibi emen ABD artık net enerji ihracatçısı bir ülke konumuna gelmiştir. Bundan belki daha da önemlisi bu gelişmenin temelinde yatan etkenlerin yakın gelecekte ABD’nin bu konumunu devam ettireceğini göstermesidir.

Nedenlerden ilki olarak ülke içinde azalan benzin talebini görmekteyiz. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre senede yaklaşık %10 mertebesinde yaşanan bu gerilemenin nedenlerinden birisi mevcut ekonomik kriz gibi görünse de yakıt verimliliği yüksek araçların geliştirilmesi, düşük karbon ekonomisine geçiş yönünde adımlar atılması, etanolun benzinde kullanılması ve özellikle kamuda enerji verimliliğini artırıcı önlemler alınmasının da bunda önemli payı bulunmaktadır. Bu trendle beraber rafineri altyapısını da hızla yenileyen ABD, rafinerilerini Avrupa’daki rakiplerinden daha üstün hale getirmiş, standartları yüksek rafinerileri ile üretilen petrol ürünleri miktarı ülke içindeki ihtiyacın çok üstünde kalınca bu ürünler daha değerli olacakları pazarlara ihracat edilmeye başlanmıştır. Son yıllarda ise yükselen piyasa ekonomilerinin artan petrol ve petrol ürünleri talebi, özellikle de Latin Amerika’daki hız kesmeyen büyüme ABD ürünlerine olan talebi büyük oranda artırmıştır. Eylül ayı verilerine göre ülkenin Meksika, Brezilya, Avrupa ve Asya’da kilit konumda bulunan limanlara ev sahipliği yapan Hollanda ve Singapur’a yaptığı ihracat hacmi oldukça genişlemiştir

Tabii bu gelişmenin bir başka boyutu da elbette Kuzey Dakota ile Teksas’ta bulunan yeni  petrol yataklarıdır. Ayrıca doğalgaz üretiminde son yıllarda geliştirilen sondaj teknikleriyle kaya gazı devrimi sayesinde üretimin artmasının da bu gelişmede son derece büyük etkisi olmuştur. Yatay delme teknolojisi ile hidrolik parçalama (“fracking”) teknolojilerinin birleştirilerek uygulanması sonucunda kaya gazı (shale gas) olarak tanımladığımız geleneksel olmayan (“unconventional”) doğalgaz üretiminin ABD’de bilinen toplam rezervi 2000’de 177 Tcf iken arada geçen sürede 165 Tfc gaz tüketilmesine rağmen 2008’de bu oran 245 Tcf’ye yükselmiştir. ABD’deki gaz rezervlerindeki bu artış, LNG üretiminin lideri Katar’ın toplam rezervinin yarısından fazlasına eşittir. Tabii bu hızlı üretim artışı sonucunda geleneksel olarak petrol fiyatına endeksli olan doğalgaz fiyatları 2009 yılından beri bu bağımlılığından kurtulmuştur.*

Burada üzerinde durulması gereken bir başka nokta ABD’nin ham petrole olan bağımlılığının sürmesidir. Halen günde yaklaşık 8-9 milyon varil ham petrol ithal eden ülkenin yakın zamanda enerji bağımsızlığını kazanacağı beklenmemektedir. Yine de, bu bilinçle politikalar üreterek yeşil ekonomisini geliştiren ABD’nin daha az petrol kullanarak, dolayısıyla da iç ve dış talep dengesini bozmadan ekonomisini canlandırabilmesi mümkün olabilir. ABD küresel enerji piyasalarının yeni dengesinde sahip olduğu bu rolü iyi değerlendirir, ham petrol bağımlılığını kaya gazı ve yenilenebilir kaynaklar yardımıyla azaltabilirse tüm dünyayı etkileyecek geniş çaplı bir durgunluk olmadığı müddetçe 2020 yılına kadar enerji dünyasının yeni lideri olabilir. Tabii enerji dünyasında yaşanan bu gelişmelerin dünya jeopolitik dengeleri ile ABD’nin dış politikalarında da önemli etkileri olacağı aşikârdır. Bu bağlamda Arap baharının gelişimi üzerine hazırlanan senaryolarda bu önemli gelişmeleri de dikkate almak faydalı olabilir.

 

 

 

 

*Kaynak: Dr. Cem Kadılar’ın yaptığı bir çalışmada brent ham petrol fiyatları ile doğal gaz fiyat endeksleri arasındaki korelasyonun geleneksel seviyesi olan yüzde 94’ten 2009 Ocak’ından itibaren yüzde 50 seviyelerine düştüğünü görmekteyiz.